Türkiye’nin uzun süre gündemini meşgul eden ve siyasi tartışmaların odağında yer alan "128 milyar dolar nerede?" kampanyasıyla ilgili Anayasa Mahkemesi (AYM) önemli bir karara imza attı. Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın, kendisine yönelik başlatılan kampanya kapsamında açtığı manevi tazminat davası, yüksek yargının gündemine taşınmıştı. Mahkeme, yapılan başvuruyu değerlendirerek tazminat hakkının anayasal sınırlar içerisinde korunması gerektiğine hükmetti.
YÜKSEK MAHKEME’DEN TAZMİNAT KARARI
Berat Albayrak’ın, söz konusu kampanya döneminde kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu ve kendisine yönelik haksız ithamlar yapıldığı gerekçesiyle açtığı davalarda yerel mahkemeler daha önce tazminat kararları vermişti. Anayasa Mahkemesi, konuyu bireysel başvuru kapsamında ele aldı. AYM, ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki dengeyi gözeterek, Albayrak lehine verilen tazminat kararlarının hukuk devletine uygun olduğuna dair hüküm kurdu.
128 MİLYAR DOLAR TARTIŞMASI VE YARGI SÜRECİ
Dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak hakkında başlatılan 128 milyar dolar tartışması, sadece siyasi arenada değil, adli süreçlerde de karşılık bulmuştu. Albayrak’ın avukatları, kampanyanın bir eleştiri boyutunu aştığını ve kişisel itibarı zedelemeye yönelik sistemli bir saldırıya dönüştüğünü savunmuştu. AYM’nin bu son kararı, siyasilerin kişilik haklarının korunmasına dair emsal niteliği taşıyacak detaylar barındırıyor.

HUKUKİ GEREKÇELER NELERİ KAPSIYOR?
Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararında, ifade özgürlüğünün mutlak bir sınırsızlık içermediği vurgulandı. Özellikle kamu görevlilerinin eleştirilme sınırları olsa da, bu sınırların "gerçeklik dışı iddialar" veya "ağır hakaret" içeren ifadelerle aşılamayacağı belirtildi. Berat Albayrak tazminat kararı, siyasi polemiklerin yargısal sınırlarını yeniden belirleyen bir nitelik taşıyor. Mahkeme, tazminatın orantılı olması gerektiğine de dikkat çekerek, yerel mahkemelerin hükmettiği miktarların hukuka uygunluğunu onayladı.
SİYASİ POLEMİKLERDE YENİ DÖNEM
AYM’nin bu kararı, Türkiye’de siyasetin yürütülüş biçimi ve siyasi eleştiri yöntemleri üzerinde doğrudan bir etki oluşturacak. Bundan sonraki süreçte, siyasilere yönelik yürütülen kampanyalarda kişisel verilerin korunması ve iftira içerikli söylemlerin cezai karşılığının nasıl olacağı konusunda bu karar referans alınacak. Hukuk çevreleri, kararın ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki çizgiyi netleştirdiğini belirtiyor.
