Gökyüzüne baktığınızda gördüğünüz her şey; atomlardan oluşan maddeler, evrenin toplam kütlesinin sadece yaklaşık %5’i. Geriye kalan %95’lik kısım ise karanlık enerji ve karanlık madde. Karanlık madde, ışığı yansıtmıyor, emmiyor ve yaymıyor. Yani teleskoplarla ona bakamazsınız. Onu sadece, galaksileri "bir arada tutan" o devasa kütleçekimsel etkisinden tanıyoruz.
GALAKSİLERİ BİR ARADA TUTAN "GÖRÜNMEZ YAPI"
1970'lerde gökbilimciler bir gariplik fark etti: Galaksiler kendi eksenleri etrafında o kadar hızlı dönüyor ki, yıldızların savrulup gitmesi gerekiyordu. Ancak galaksiler bir arada duruyordu. Sanki onları bir arada tutan, görmediğimiz devasa bir "yapıştırıcı" vardı. İşte bu yapıştırıcıya "Karanlık Madde" dedik. O olmadan galaksiler oluşamazdı ve biz bugün var olamazdık.
HERKES AYNI SORUYU SORUYOR: "Neden Göremiyoruz?"
Çünkü karanlık madde, bizim bildiğimiz "atomik" yapıdan farklı. Işıkla veya bildiğimiz hiçbir elektromanyetik dalgayla etkileşime girmiyor. Bir hayalet gibi içimizden geçip gidiyor; ne bir aynada yansıması var, ne de bir ışık kaynağında görünürlüğü. Sadece kütlesi var ve bu kütle, evrenin dokusunu büküyor. Onu bulmak, evrenin temelindeki "kaynak kodunu" bulmak gibi bir şey.

PEKİ, İÇİNDE NELER OLABİLİR?
Bilim insanları yıllardır bu maddeyi tespit etmek için yerin yüzlerce metre altına, dev dedektörler yerleştirdi. "WIMP" (Zayıf Etkileşimli Devasa Parçacıklar) veya "Axion" gibi teorik parçacıklardan bahsediyoruz. Eğer bu parçacıklardan birini laboratuvarda yakalayabilirsek, bu fizik tarihindeki en büyük devrimlerden biri olacak. Çünkü bu, "yeni bir fizik" dalının doğuşu demek.
EVRENİN SONUNU MU GETİRECEK?
Karanlık maddenin evrenin kaderi üzerinde belirleyici bir rolü var. Kütleçekimi ile evrenin genişlemesini yavaşlatmaya çalışırken, "Karanlık Enerji" denilen başka bir güç de evreni hızla birbirinden uzaklaştırıyor. Bu, evrenin nihai sonunu tayin edecek bir "çekişme". Karanlık madde bu denklemin en kritik, en bilinmez değişkeni.
